16 Ağustos 2015 Pazar

Karşıyaka yarışa kötü başladı

TFF 1. Lig'de Karşıyaka, sezonu Adana Demirspor deplasmanında 2-0'lık yenilgiyle açtı. Yeşil kırmızılı ekip, tamamen yenilenmiş bir kadro, yeni bir teknik direktör, hatta yeni yönetimiyle başladı sezona. Artık tek beklenti Spor Toto Süper Lig'de Karşıyaka'yı görmek... Zaten bu yazıyı da o yüzden yazıyorum. Maç yazısı yazmaktan hoşlanmasam da, bu kez kendi çapımda eleştiri hakkımı kullanacağım.



Karşıyaka bugün sahaya, yukarıda da görüldüğü gibi, son yılların meşhur dizilişi 4-2-3-1 ile çıktı. İlk olarak; savunma dörtlüsünden bahsetmek gerekirse isimler kağıt üstünde gerçekten muazzam. Belki de dörtlünün en tecrübesiz oyuncusu Berkaycan Değirmencioğlu bile üç sezondur 1. Lig'in en önemli stoperleri arasında yer alıyor. Fakat kağıt üstünde çok güçlü olan defans hattının toparlanması ve bekleneni vermesi Adana Demirspor karşısında pek mümkün olmadı.

İlk yarıda, Adana Demirspor'un golüne kadar Karşıyaka defansı inanılmaz açıklar verdi. Demirspor, Çağlar Birinci'nin koruduğu bölgeden defalarca golle burun buruna geldi. Uğur Akdemir ve Hüseyin Kala gibi her topa ayak sokan iki oyuncunun karşısında Çağlar Birinci - Tayfun Pekdemir hattı çok zayıf kaldı. Hatta Tayfun'un anlamsız geri dönüşleri ve ilginç çalım denemeleri sol taraftan tonlarca hızlı atak gelmesine sebep oldu. Berkaycan - Amisulashvili ikilisinin de henüz anlaşamıyor olması Karşıyaka adına çok tehlikeli bir sorun. İki stoperin ya da bek ve stoperin arasına atılan her topun tehlike oluşturması Adana Demirspor'un hücumda alternatif aramasına bile gerek bırakmadı. Anıl Taşdemir gibi bir orta sahaya sahip olmaları onlar adına önemli bir şans. Savunma arkasına attığı topların her biri Karşıyaka kalesinde sorun oluşturdu.

Hücumda da beklerden alınan katkı minimum seviyelerde kaldı maç boyunca. Çağlar Birinci zaman zaman ileri çıkıp orta şansı arasa da Serkan Kurtuluş maç boyunca bir defa bile atağa çıkmadı. Serkan, önünde oynayan Mehmet Eren'in katkısını da düşürdü. Hal böyle olunca Karşıyaka hasarlı olan tek kanadıyla uçmaya çalıştı. Doğal olarak bunda başarılı olamadı. Eğer beklerden alınan katkı bu seviyede kalırsa Karşıyaka hedefine ulaşamaz. Çok sıcaktı, çok nem vardı gibi bahanelerde pek kurtarıcı değil. Karşıyaka, Norveç takımı değil, kaldı ki Adana Demirsporlu futbolcular için de şartlar aynıydı.

Orta alana geçersek; Karşıyaka adına yine kağıt üstünde iyi bir diziliş görünüyor. Ancak oyun devam ettikçe Karşıyaka'nın orta ikilisi Zeki ile Ibricic'in, Attamah - Emin ikilisi karşısında döküldüğüne şahit olduk. Emin - Attamah ikilisi orta alanda, hem defansa dönük hem hücuma yönelik iyi işler yaptılar. Defanstan, hücuma atılan toplar hep bu ikilinin ayağına değdi. Karşıyaka'da ise bu durum tam tersiydi. Bilinçli bir şekilde hücuma çıkılamadığı için toplar geri dörtlüden Djiby Fall'a atıldı. Türk futbolunda tipik bir hastalık olan "Uzun santraforun varsa hava toplarını şişir" mantığının tezahürünü Karşıyaka'dan izledik yani bu akşam.

Kanat oyuncularına kısaca değindiğim için ofansif orta saha görevini uygulamaya çalışan Ömer Can'a geçeyim. Ömer Can esasında verilen görevi uygulamaya çalıştı. Orta sahada Ibricic - Zeki ikilisine yardımcı oldu. Ayağına top aldığı zaman kanatlara dağıtmaya çalıştı. Ancak; Ömer Can şampiyonluğa oynayan bir takımın orta sahadaki beyni olabilir mi, bence olamaz. Geçen sene ofansif orta saha oynayan Juninho ve Onur Okan bu işi çok iyi yapan isimlerdi. Ömer Can, yetenek olarak bu isimlerin arkasında kalıyor. Cüneyt Hoca, topu hücum bölgesine geçirdikten sonra efektif kullanmak istiyorsa, kesinlikle, yeni bir Juninho bulmalı.

Forvet konusundaysa planlamayı kim yaptıysa işine hemen son verilmeli. Djiby Fall, Gökhan Ünal, Necati Ateş forvet hattını düşündükçe kabus gibi geliyor. Üçünün özellikleri de şöyle; hava toplarında iyi ama ağır... Tanktan daha ağır üç oyuncuyu Cüneyt Dumlupınar'ın istemediğine eminim. Hiçbir hoca şu üçlüyü aynı kadroda görmek istemez. Üçü de iyi futbolcu ama mesele iyi olmalarından ziyade "aynı" olmaları. Bakın "benzer" demiyorum, net olarak "aynı". Bu oyuncular takımdayken oyunu rakip ceza sahasına yıkamazsan verdiğin her kuruş haram. Cüneyt Hoca'ya bu üçlüyü verip "Hadi hoca iyisin, Üç tane yıldız forvet verdik eline" diyen yönetici bile vardır maalesef. Hocanın elindeki bir diğer santrafor alternatifi olan Taha Balcı da sanırım yaşlı kurtların arasında geri planda kalacak. Yukarıda saydığım üçlünün içinde farklı işler yapabilecek tek oyuncu Taha olmasına rağmen, bugün hoca Gökhan Ünal'la hamle yapmayı tercih etti. Bu konuda gerçekten işi çok zor hocanın. Bahsedilen oyuncuların kariyeri ortada ve oynamadıkları zaman sorun çıkarma potansiyelleri var. Dengeyi sağlaması kolay olmayacak ama Taha'yı kenarda unutmak yakışmaz Cüneyt Dumlupınar ismine...



Neyse konudan kopmamak adına ikinci yarıya geçelim. Hoca ikinci yarıya başlarken iki değişiklik yaptı. İlk yarının en verimsizi Serkan Kurtuluş ile Zeki oyundan alınırken, Gökhan Ünal ve Tugay Kaçar oyuna girdi. Böylece formasyon garip bir hal aldı ve 3-1-4-2 benzeri bir hal aldı. Zaman zaman 2-1-5-2 bile oldu. Durum böyle olunca takım iyice saçmaladı. Böylesine verimsiz bir saha dizilişiyle erken gol bulmuş Demirspor'u deplasmanda yenmek ciddi anlamda ütopik bir düşünce. Doğal olarak bu sistemde pozisyon bulmakta zorlanan Karşıyaka, rakibine daha fazla pozisyon verdi. Adana ekibinde Umut Sözen ve Astafei'nin de oyuna girmesiyle, Karşıyaka orta alanda iyice dağıldı.

Forvet hattında iki uzun boylu oyuncunun olması sebebiyle doldur boşalt sayısı da arttı. Her atılan topa kafayı Adana Demirspor savunması vursa da Karşıyakalı oyuncular asla uzun top atmaktan vazgeçmediler. Halbuki uzun toplara Fall ya da Gökhan Ünal vursa ne olacak? İndirdiği top yine rakibe gidecek. Takım sadece düz koşu yapıp maça çıkmış gibi davrandığı için birbirlerini tanımadıkları çok netti. Böyle olunca indirilen toplar da alakasız yerlere gitti. Hoca daha ofansif kadroyla ikinci yarıya çıkıp, koskoca bir sıfırla maçı sonlandırdı

Sonuç olarak; şu takımın bir sistemi olması lazım artık. Cihat Arslan dönemi hariç, Karşıyaka'da "diziliş" sadakati görmedim. İlk yarı 4-4-1-1 çıkıp yenik duruma düşünce, ikinci yarıya 2-4-4 çıkıldığını bile gördüm. Takım gol yiyince anlamsız bir gaz yükleniyor ve bu takımın karakteri haline dönüştü, hiçbir hoca değiştirmek için çaba sarf etmiyor. Oyuncular, başkanlar, yönetimler, hocalar değişiyor ama dizilişe sadakat yok. Cüneyt Dumlupınar bu sorunu çözmeli. Karşıyaka, maçın ikinci yarısına 4-2-3-1 dizilişiyle çıksaydı gol bulma ihtimali daha fazlaydı. Anlamsız ve çalışılmamış sistemler bu takımı Süper Lig'e çıkarmaz. Hoca ikinci haftadan itibaren "Karşıyaka şu sistemle oynuyor" mesajını herkese vermeli.

Şu maç özelinde Karşıyaka'yı eleştirip de hakemi eleştirmeyen de net olarak iki yüzlüdür. İlk goldeki ofsaytı süzemeyen bütün hakemlerin MHK tarafından kapı dışarı edilmesi elzemdir. Hakemler her pozsiyonu görmeli ama hadi diyelim bazı pozisyonlar gözden kaçıyor. Bu öyle bir pozisyon değildi. Orada bayrağı kaldırmayıp, orta sahaya koşan hakem kuralı bilmiyor. Eğer kendisi utanmayıp maçlara çıkmaya devam etmeye karar verecekse, TFF karşısında durmalı. Böyle bir laubalilik olamaz. Her hafta yanlış kararlar veriliyor, her hafta hakemler tartışılıyor; ancak yoldan geçen bir insan bile gol kararını vermezdi. Bir takımın emekleriyle oynamak bu kadar kolay olmamalı. Göremiyorsan affını isteyeceksin ve maç yönetmeyeceksin. Çok basit...

Bahsi geçen gol:

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder