23 Temmuz 2015 Perşembe

Özel Röportaj// Ergin Ataman: "Turnuvadan olimpiyat vizesi çıkarmak istiyoruz"


Avrupa Basketbol Şampiyonası öncesi çalışmalarına Çeşme'de başlayan A Milli Basketbol Takımı, turnuva hedefini madalya olarak belirledi. Milli Takım Baş Antrenörü Ergin Ataman, turnuvanın en zor grubunda yer almalarına rağmen kimseden çekinmediklerini dile getirdi.

Yoğun geçen bir sezonun ardından Milli Takım oyuncularını, tam kadro olmasa da, Çeşme'de topladınız. Oyuncular hem tatil, hem de kamp havasında. Nasıl değerlendirirsiniz turnuva öncesi ilk kampı?

Çeşme, kamp yapmak için çok uygun bir yer. Lig temposunun ardından oyuncularımız çok fazla tatil yapma şansı bulamıyor. Biz de yoğun kamp dönemine girmeden, Çeşme'de bir geçiş dönemi yaşıyoruz. Günde iki saat kondisyon ve taktik çalışmaları yapıyoruz. Birçok arkadaşımız ailesiyle geldi bu kampa ve hepsi keyif alıyor. Burada öncelikli amacımız takımı bir arada yaşamaya alıştırmak. Büyük turnuvalar öncesi kaynaşmak çok önemli. Açıkçası, ağızlarına bir tatlı şeker verip, onları yoğun tempoya hazırlıyoruz.

Türkiye, Çeşme dışında da tatil cenneti ama bizim burayı tercih etmemizin farklı sebepleri var. Özellikle Temmuz ayının ortasında Çeşme'de kamp yapılmayacağını düşünenler var; ancak Çeşme'nin havasında yüksek miktarda iyot oranı var. Nem olmaması da 38 - 40 derece altında, salonda rahat rahat çalışabilmemize olanak sağlıyor. Burada fazlaca moral depolayıp, Avrupa Şampiyonası'na keyifli bir ruh haliyle gitmek istiyoruz.

İtalya'da oyuncuları sert bir kamp beklediği için iyi bir tatil fırsatı sunuyorsunuz.

Oyuncular da bunun bilincinde ve Çeşme'nin tadını çıkarıyorlar. İtalya'da askeri bir düzene geçiyoruz. Gün içinde çift antrenman yapacağız. 12 gün dağda çalışacağız ve çok yorucu olacağı şimdiden belli. Kampın sonunda 2 hazırlık maçı yapacağız, ardından İstanbul'a dönüp hazırlık turnuvalarına katılacağız. Farklı ülkelerde de bir iki turnuvaya katılma ihtimalimiz var. Onları da değerlendirip, çalışmalarımızı tamamlayacağız.

Çok zor bir gruptayız. Turnuvanın iki favorisiyle beraber, basketbolda ekol haline gelmiş ülkelerle aynı gruptayız. Bu aşamada grupla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Avrupa Şampiyonası'nın en zor grubuna düştük. İzlanda haricinde, tüm takımların madalya için mücadele edeceği bir grupta yer alacağız. İspanya ve Sırbistan şampiyonluğun en güçlü adayları ve ikisiyle de grup aşamasında mücadele edeceğiz. Biz de çok güçlü bir takımız. Çok tecrübeli oyuncularımız var. Son yıllarda yetişen gençlerimizin başarıları ortada, her turnuvada madalyaya oynuyorlar. Takım kimyasını iyi oluşturduğumuz zaman Türkiye, bütün ülkeleri yenebilecek güce sahip. Bu şampiyonada ilk 6 içinde kalıp, olimpiyat vizesi almak öncelikli hedefimiz. Ama bu takımın madalyaya ulaşacak gücü var ve biz madalya istiyoruz.

2014 Dünya Şampiyonası'na oranla daha genç ve daha geniş bir kadroya sahibiz. Daha zor bir turnuva içinde olmamıza rağmen, beklentiler bu duruma bağlı olarak artmalı mı?

Kesinlikle daha genç ve geniş kadromuzla gidiyoruz turnuvaya. Çünkü geçtiğimiz yıl Dünya Şampiyonası'na giderken bir geçiş dönemi içindeydik. Kısa vadeli planlar yaparak tecrübeli oyuncularımızdan faydalandık. Bu kez artık o geçiş dönemini atlatmış bir şekilde oynayacağız. Daha genç kadroyla, daha uzun vadede çalışacağız. Çok iyi gençlere sahibiz ve bu şansı iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Ayrıca, bu çocuklara inanmak zorundayız, çok iş başaracaklarına inanıyorum.

Gençler ya da alt yapı demişken; alt yaş gruplarında senelerdir başarılıyız; ancak A Takım kadrosuna baktığımızda sayıları nispeten az oluyor. Galatasaray'ın ve Türkiye Milli Takımı'nın baş antrenörü olarak genç oyunculara gereken önemin verildiğini düşünüyor musunuz?

Geçmiş yıllarda çok iyi jenerasyonlara sahiptik. Hidayet, Oğuz, Ömer Aşık gibi belli isimlerimiz vardı. Bir dönem milli takım bu oyuncuların başarılarıyla geçti. Bir jenerasyona bu kadar yüklendikten sonra, arada iki yıllık boşluk oldu. Şimdi, geçmiş iki yıla oranla çok daha iyi jenerasyonumuz var. Alt yaş gruplarında turnuva kazanan oyuncuların hemen en üst seviyeye ulaşmasını beklemek doğru değil. Birçoğu henüz 17 - 18 yaşlarında olduğu için sabretmemiz gerekiyor. Basketbolda en verimli yaşlar 23 ile 28 yaş arasında. Bu çocuklar, aynı iştahla oynamaya ve çalışmaya devam ederlerse altın jenerasyonlarımızdan biri olup, milli takımı sırtlayacaklar diye düşünüyorum. Zaten şu an da alt yaş gruplarından önemli isimler var kadromuzda. Bu konuda iyi bir dönem geçiriyoruz.

Son günlerin en çok konuşulan isimlerinden birisi de Enes Kanter. NBA'de aldığı güçlü kontrat ve milli takım kadrosunda olmaması dikkat çekiyor. Daha önce konuşmuştunuz; ancak bu konuda eklemek istedikleriniz neler?

Bu konuda çok fazla konuşacak bir şey kalmadı aslında. Türkiye Milli Takımı'nın forması kimseye sonsuza kadar kapalı değil. Fakat biz Enes'i 2 senedir ısrarla kadroya çağırmamıza rağmen milli takıma gelmeyi tercih etmedi. Biz de bu sefer ondan faydalanmamayı düşündük. Sürekli burada olan ya da olmak isteyen hiçbir oyuncumuza haksızlık etmek istemedik. Burası, kimsenin istediği zaman gelip, istemediği zaman gelmeyeceği bir yer değil ve olamaz. Eğer Enes'in milli takımda oynama arzusu devamlılık gösteriyorsa, biz önümüzdeki senelerde kendisinden faydalanırız.

Aldığım karar kesinlikle teknik bir karar değildi. Teknik bir karar dersem yanıltmış olurum. Zaten Enes'in yaptıkları, yapabilecekleri ortada. Bu karar, teknik kadro tarafından alınmış idari bir karar. Yaptığımız iş boks ya da tenis gibi bireysel bir spor olsa, biz Enes'le çıkıp şampiyon olurduk. Şimdi baktığımız zaman işimiz çok farklı, 12 oyuncumuz var ve bu takımın da bir düzeni var. Yardımcı koçlarımla beraber bütün hesapları yaparak bu kararı verdik. Bir anlamda da, diğer genç oyuncularımıza mesaj gönderdik. Ay yıldızlı forma çok değerli, bu arzuyu karşımızdaki sporcuda görmeliyiz. İnanıyorum ki, Enes de önümüzdeki yıllarda milli takım forması giyecek.

Türkiye'de basketbolun gideceği noktayı, ilgiyi nasıl görüyorsunuz ve milli takımın büyük turnuvalardaki performansını bu noktada önemli görüyor musunuz?

Ülkemizde basketbol ciddi anlamda takip ediliyor, çok güçlü bir rekabet var. Kulüpler sürekli yatırım yapıyor. Sadece transferlere değil, altyapılara da kaynak sağlanıyor. Bu da gençlerin ilgisini görmemize neden oluyor. Çeşme'de her antrenmanımızı yüzlerce çocuk izliyor. Baktığımız zaman çoğu saatlerini denizin içinde geçirmek isteyecek yaştalar; ancak takımdaki büyüklerinden birer imza almak için saatlerini spor salonunda geçiriyorlar. Türkiye'de basketbolun ulaştığı noktayı buradan bile anlamak çok kolay. Bugün, dünyanın en çok izlenen liglerinden bir tanesine sahibiz. Fenerbahçe Ülker Euroleague'de Final Four oynadı. Başarılar çocukları olumlu etkiliyor. Tabii ki basketbolun lokomotifi Türkiye A Milli Basketbol Takımı, o yüzden bizim çocuklara karşı güzel bir imaj yaratmamız gerekiyor. 2015 Avrupa Basketbol Şampiyonası'yla birlikte, daha çok çocuğumuzu basketbola yönlendireceğimizi düşünüyoruz.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönderme