9 Şubat 2012 Perşembe

Fener'in kızları rahat, erkekleri endişeli

Fenerbahçe Kadın Basketbol takımı, dün akşam Gs Medical'i bir kez daha mağlup etti ve olası (kesin) play-off eşleşmesinde saha avantajını ele geçirdi. Yalnız gördük ki Fenerbahçeli kızların saha avantajına pek ihtiyacı yok. Deplasmanda 40 dakika küfür yiyerek de rakiplerini sahadan silebiliyorlar.

Fenerbahçe dün gece savunmada kendini sıkmadı, ribaund sayılarında sıkıntı ortadaydı ve bu sıkıntıdan Galatasaray'a defalarca ikinci, üçüncü şanslar doğdu. Buna rağmen, sarı lacivertliler sadece 65 sayı yedi.
Ayrıca, Fenerbahçe hücumda da çok fazla fast-break sayısı bulamadan ve maç boyunca üç sayılık isabet kaydedemeden 81 sayı attı.

Maç başlamadan önce Fenerbahçe'nin kazanacağını düşünüyordum ama George Dikeoulakos biraz kumar oynadı. Ribaund konusunda zaten pek iyi değiliz, bir de Cappie Pondexter'a yer açmak için Zane Tamane'yi dışarı çekmesi bana pek doğru gelmedi. Tabi ki Pondexter bu takımda her zaman olmasını istediğimiz sempatik bir oyuncu. Taraftarla ve kulüple arasında güzel bir köprü var ama Galatasaray maçında eski düzenle devam edilmeliydi.

Dediğim gibi Fenerbahçe orta derece savunma yapıp, ribaund veya top çalmalarla hızlı hücuma geçip, kolay sayı bulan bir takım. Takımı hızlı hücuma çıkaracak oyuncular zaten mevcut. Penny hiç koşmasa bile Angel ve Birsel bu işi rahat götürüyorlar. Yalnız Nevriye ve Matovic kendi pota altlarında çok yalnız kaldılar. Nevin arada girip rahatlattı onları ama onun da aldığı süreler herkesin malumu. Maç boyunca Tina Charles ve Fowles'ın aldığı ribaundlara üzülmedim. Hatta onların topladıkları ribaundlarla buldukları ikinci şans sayılarına da üzülmedim ama Işıl ve Bahar'ın aldığı hücum ribaundları içimi acıttı.

Eğer, Cappie yerine Zane oynasaydı maçın kopması için 4. çeyreği beklemezdik. En geç 3. çeyreğin başında maç kopardı. Muhtemelen savunma ribaundlarından sonra hücuma çıkarken de Galatasaraylı oyuncular çok fazla taktik veya teknik faul yapmak zorunda kalırlardı.

Bunun dışında, Koç oyun içinde hiç hata yapmadı hemen hemen. Cappie'yi kadroya aldıysan oynatacaksın. Bu tür oyuncuların ne yapacağı belli olmaz. Koç, gayet iyi süre verdi ona da. Penny biraz kötü gibi gözüktü ama Taurasi'nin 20'de 4 saha içi isabetiyle oynamasında büyük katkısı vardı. Hücumda gününde değildi sadece. Esmeral, Birsel'in oyundan düştüğü dakikalarda güzel işler yaptı. Nevriye ve Matovic hakkındaysa konuşmaya gerek yok. Hücumda top ne zaman boyalı alana inse faydalı işler yaptılar. Alçak post, yüksek post dinlemediler yine.

Galatasaray'da iyi takım aslında. Fenerbahçe'de görmek istemem ama Ceyhun Yıldızoğlu'da eleştirildiği kadar kötü bir koç değil. Tek sorunu Taurasi'nin üzerine oyunu yığması. Bazen tutuyor bu taktik ama işler kötü giderken ikinci bir taktik denemiyor. Belki de deniyordur ama oyuncular buna uymuyorlardır onu bilmiyorum. Yalnız Nevriye ve Matovic'in ikişer faul aldığı dönemde, hele de hakemlerin kolay düdük çaldığı bir maçta boyalı alanda Fowles'ı bulmayan oyun kurucu Fenerbahçe'de olsa demediğimi bırakmazdım. (Kusura bakma Işıl)

Dünden beri söylediğimiz en önemli şey iki takımın Türk oyuncularının düzeyi. Bir tarafın ilk beşinde Işıl ve Bahar var, diğerinde Birsel ve Nevriye. Fenerbahçe Esmeral ve Nevin'den de kısa sürelerde üst düzey fayda sağlamasıyla birlikte güç dengesini lehine çevirmiyor, paramparça ediyor.

Son olarak hakemlerinde fena düdükler çalmadığını belirteyim. Ev sahibi lehine zorlama kararlar çıkarmadılar en azından. Sadece kadın hakemin bir kaç hatalı düdüğü oldu. Bir tane de baş hakemin var ama devede kulak bunlar.


Son olarak demiştim ama erkeklerin Pana deplasmanına da kısaca bir gireyim. 

Geçen maçta ev sahibi avantajını kesinlikle kullanamadık. Güzel bir salon yapıyorsun ama alt tarafı para kazanmak adına çekirdekçi tayfaya bırakıyorsun. Takımın ateşlenmesi gereken noktada onlar çiğdem kabuklarını nereye atarız derdindeydiler. Bu akşam onların olmaması Fenerbahçe Ülker adına daha büyük avantaj.

Kendi adıma ilk 8 umutlarım tükendi ama bir kaç yerde Neven Spahija'nın, yerini Ertuğrul Hoca'ya bırakacağını duymam gelecek adına umutlarımı arttırdı. Daha önce de yazmıştım ben Spahija'yı çok severim. Bana göre Hırvatistan'ın faal en iyi ikinci koçu değil, en iyi koçu ama özellikle bu sezon çok hırpalandı.

Top 16'ya ilk iki maçta bir galibiyet almamıza rağmen saçma sapan bir başlangıç yaptık. Kaybettiğimiz maçın 2. yarısında oynadığımız oyun kadar, kazandığımız maçta oynadığımız oyunda endişe vericiydi.

Panathinaikos maçında ise endişeler zirve yaptı. 2 senedir yerden yere vurduğumuz Kaya Peker olmasa daha farklı bir sonuçlar bile karşılaşabilirdik. Ukic ve Jerrels'in bir Diamantidis etmemesinin yanı sıra Batiste'ye de çare bulunamayınca gayet rezil bir maç çıkardık.

Bu akşam daha farklı bir Fenerbahçe Ülker izler miyiz bilmiyorum ama Emir-Oğuz-Bojan üçlüsü yine paket halinde rezil bir oyun oynarlarsa ağır konuşurum. Hele kötü oynayan bu oyuncular uzun süre parkede kalırlarsa Neven Hoca'ya da ağır konuşurum.

Bu maçta yapılması gereken bir kaç şey var. İyi savunma yap, savunma kaynaklı sayılar bul (İhsan Bayülken değilim), Allah için biraz iyi şut at. Oğuz günündeyse topu boyalı alana indir. Ukic oyundayken top 18 saniye onun elinde kalmasın. Saçma sapan dakikalarda alan savunmasına geçip Batiste'ye sayı attırma. Savunmada Gist'e pek güvenme ve Kaya'nın geçen maçtaki performansını devam ettirmesi için dua at.

Takımın kadro kalitesi olarak kötü olduğunun farkındayım ama bu koçun seçimi. Sonuçta transferleri Şike Soruşturması öncesinde yapmıştık. Kaldı ki bu adamlar gelmeseydi de yerlerine konuşulan isimler iç açıcı değildi. Mesela Jerrels gelmese büyük ihtimal Omar Cook gelecekti. Kısacası al birini vur ötekine durumu. Dengeli takım kurmak istemek güzel ama dengeyi alt seviyede kurmaya çalışmak biraz acizlik, biraz kendine güvenmemek, biraz da maceraperestlik.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder