24 Kasım 2010 Çarşamba

Sean May Transferi




























Fenerbahçe Ülker için Vidmar'ın sakatlığı ve Cholet deplasmanındaki mağlubiyetten sonra adeta bir transfer yapma zorunluluğu doğdu ya da doğuruldu.

Aslında Fenerbahçe'nin sadece Cholet deplasmanındaki yenilgiye bakarak transfer yapacağını pek düşünmemiştim. Gerçi hala o maç yüzünden yapılan bir transfer olmadığını düşünüyorum. Nitekim Cholet'le 20 maça çıksak 70 sayının üstüne çıkamazlar ama o gün 82 sayı buldular. Tabi biraz hakemlerinde yardımını alarak...

Yani demem o ki yediğimiz 82 sayı sadece Vidmar'ın yokluğundan kaynaklanmadı. Evet ribaundlarda çok aradık Vidmar'ı. Gözlerimiz blok yapacak bir sarı kafalı aradı ama tek sorun o değildi. Eğer daha büyük sorun aranıyorsa kesinlikle ön tarafta yaptığımız savunmaydı. Orada da aslında oyunculara kabahat bulmamak lazımdı çünkü hakemler devredeydi. Özellikle Ömer'i maç başından itibaren devre dışı bırakmaya çalışmışlardı.

Asıl konuya gelmem biraz dolaylı oldu ama ben Sean May'in sadece Vidmar'ın alternatifi olduğunu düşünmüyorum. Zaten Vidmar'ın yaptığı işlerin çoğunu da yapamaz. Gözünün çok kara olması lazım onu yapması için ama bu kadar ağır sakatlıklar geçirmiş bir oyuncunun gözünün kara olmasını da pek beklemiyorum.

O yüzden savunmada Sean May'den beklediğim orta düzey bir savunma yapması. Hücumdaki beklentim de çok üst düzey olması değil. Sadece takım düzeninden kopmadan aldığı süreleri değerlendirmesi. Zaten Fenerbahçe Ülker'de tek oyuncuya bağımlılık yok. Gel burada yıldız ol demiyoruz, Beşiktaş'ın Allen Iverson'a dediği gibi. Gelsin ve rotasyona katkıda bulunsun kafi. Hem ekonomik açıdan da dengemizi bozacak bir transfer olmayacak.

Tüm bu sebeplerden dolayı transfere olumsuz bakamıyorum. Bir de her transfere sevinirim ben. Bu işe amatör bakıp her transferi heyecanla bekleyenlerdenim. Yalnız şuna kesinlikle inanıyorum ki Aydın Örs ve Neven Spajiha Fenerbahçe'nin vizyonunu çok büyük ölçüde genişlettiler. Artık yanlışların sayısının gittikçe azalacağını biliyorum.

Bu arada bu akşam Lietuvos Rytas'ı bu kez deplasmanda mağlup ettik. Sadece bir kaç dakika yakalar gibi oldular ama sonuç beklediğimiz gibi oldu. Özellikle Ukic ve Oğuz çok iyiydi ama Mirsad'a her izlediğimde yeniden hayran oluyorum. Çok yüksek dakikalar almıyor ama o kadar zeki ve hırslı bir adam ki her pozisyonda farkını konuşturuyor. Nazar değmesin inşallah.

23 Kasım 2010 Salı

Yalnız Bir Gün Gidecek Bu Adam

























Alex ile Fenerbahçe adları ilk olarak yan yana getirildiğinde 14 yaşındaydım. Her Allah'ın günü Fotomaç alırdım ve Alex geliyor mu gelmiyor mu onu takip ederdim. Her Cruziero maçı olduğunda beklerdim izlerdim o maçı. Hatırladığım kadarıyla maçları TV8 veriyordu o dönemde.

Daha öncede Ortega ve Almeida'yı bu şekilde beklediğim için koymuyordu zaten bana onu beklemek. Yalnız babama biraz koyuyordu. Her akşam işten geldiğinde sadece gelmesi konuşulan adam Alex'i anlatıyordum. Tabi sonraları sıkıldı haklı olarak.

Aslında bizim Alex'i istediğimiz zamanda tam Alex'in eşi Daiane'nin hamilelik dönemine denk gelmişti ve Daiane'de haklı olarak düzenini bozmak istemiyordu o dönemde. Velhasıl o da ikna edildi ve transfer gerçekleşti.

Sonra bu adam bizde adeta tek başına tarih yazdı. Neredeyse her listeye girdi. İlk yabancı gol kralımız oldu, bu formayla gol atan ilk yabancı oyuncu oldu, Fenerbahçe formasıyla Avrupa'da en fazla gol atan futbolcu oldu, Fenerbahçe Avrupa'da tarihinin en büyük başarısını yakalarken o takımın en vazgeçilmez parçası oldu, sadece bir takımın formasıyla 100'ler kulübüne giren ilk yabancı futbolcu oldu ve en sonunda da Fenerbahçe'nin lig tarihindeki 3000. golü atarak yine tarihe geçti. Zaten 2999, 3001 ve 3002. golleri de yine Alex attı.

Ve artık Alex'in son dönemlerine de girmiş bulunuyoruz. Benim gibi Alex'le büyüyen Fenerbahçe taraftarları için zor olacak ondan ayrılmak. Elbet biliyordum bir gün ayrılacağını ama bu kadar alışacığımı hiç tahmin etmemiştim. Sanırım gittiği gün bir çok renkdaşımla beraber ağlayacağız.



15 Kasım 2010 Pazartesi

3 Kasım 2010 Çarşamba

Boz Baykuşlar Geliyor





















Kimimiz seviyoruz, kimimiz nefret ediyoruz.

Bazen çocukların ahlakını bozuyor diyoruz, bazen bizim zamanımızda çocuklar yine aynıydı, demek ki suç onların değil diyoruz.

Onların kültür yozlaşmasına yol açtığını düşünüyoruz ama tam karşısına kokuşmuş dizileri koyunca kültürü yozlaştıran tek öğe olmadığını düşünüyoruz.

Onlar diyerek bahsettiğim grup başlıktan ve içerikten de anlaşılacağı üzerine İnci Sözlük. İnci Sözlük bugüne kadar her alana, her kesime, bir nevi önüne gelene "ziyaret" yaptı. Bazen ağır küfürler ettiler, bazen 40 senelik bürokrat gibi temiz temiz ziyaret ettiler.

Başta dediğim gibi sevenleri çok ama sevmeyenleri muhtemelen daha çok. Tabi bir de orta yolda kalanlar var. Orta yolcularda genelde nabza göre şerbet veren kesim oluyor. Karşısındakinin beğenisine göre tavır alıyorlar.

Neyse benim bahsetmek istediğim İnci Sözlük yazarlarının İstanbul Büyükşehir Belediyespor için oluşturdukları taraftar grubu. Taraftar grubunun adı da "Boz Baykuşlar".

Bu grubu kurmalarındaki amaç takip edebildiğim kadarıyla taraftarı olmayan ve bu nedenle pek çok futbolseverin ligde istemediği İBB'yi desteklemek. Diğer sebep ise daha çok kendilerine asosyal diyen insanlara hadlerini bildirmek. Yani sadece klavye başından atıp tutan bir güruh olmadıklarını ispatlamak.

Bu konuda da son günlerde büyük aşama kaydetmişler. İBB yönetimini ikna edip 100 liralık kombineleri 50 liraya düşürmüşler. Bir de maç günleri Taksim'den otobüs kaldırmayı kabul etmiş kulüp yönetimi.

Bu oluşum tutar ya da tutmaz. Ama tutarsa ses getirecek bir grup olacakları kesin. Tabi diğer taraftar grupları gibi takımlarına yürekten bağlı olmayacakları için bir yanları hep eskik kalacak olsa da...