29 Nisan 2010 Perşembe

İnter'in Elemesine Sevindim Ama Neden?




















Bugün her yerde İnter'i övdüm, İnter'in tur atlamasına çok sevindiğimi söyledim. Pek kıymetli arkadaşlarım futboldan anlamadığımı 123123. kez iddia ettiler. Aslında artık alınmıyorum bu laflara. Çünkü ben kendimi biliyorum. Futboldan anladığıma da eminim.

Asıl futbolu sadece hücum oyununda ibaret sananları anlamıyorum ben. Ne bileyim Lucio'nun ve Samuel'in aynı an da rakibin ayağına kaymalarından hoşlanıyorum ben. Cambiasso'nun dirençli ve adam adama savunmasını da seviyorum. Sırf bunları sevdiğim için kimsenin beğenmediği, herkesin lanet ettiği 2006 Dünya Kupası'nı da sevmiştim ben. Bu söylediğim hücum futbolunu sevmediğim anlamına da gelmesin. Ben futbolun her türlüsünü severim. Sadece bir stilden hoşlanıp, o stile bağlı kalmam.

Fakat İnter'in Barcelona'yı elemesine sevinmenin tek nedeni bu değildi. Sene başında futbolseverler finalistlerin birinin İspanya'dan diğerinin İngiltere'den olacağından neredeyse eminlerdi. Zaten yıllardır da bu ülke takımlarının bariz üstünlüğü var. Bu üstünlüğün kırılmasını da çok istiyordum. Hani futbolda her şey olabilir diyoruz ya onu yaşamak istiyordum açıkçası. Ve yaşadım da. Finalin adı Almanya - İtalya, yani Bayern Münih - İnter oldu.


Bu arada tam bu yazıyı yazarken Aquilani Liverpool adına golünü attı ve Liverpool 1-0 öne geçti. Ayrıca Hamburg'ta Fulham deplasmanında 1-0 önde.

23 Nisan 2010 Cuma

Aklıma Bir Şey Takılır


















Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Adnan Polat dün bir açıklama yapıyor ve diyor ki: Galatasaray maç satar diyen salaktır.

Bir Fenerbahçe taraftarı olarak Adnan Polat'a kesinlikle katılıyorum.Çünkü büyük takım olmak kolay bir şey değildir. Yeri gelir en büyük rakibinizin başarısında istemeden de olsa pay sahibi olursunuz. Galatasaray-Bursa maçı için konuşulan şeyler seneye Fenerbahçe-x takım maçı içinde konuşulabilir ve yine düşüneceğim tek şey büyük takımın maç satmayacağı olur. Kaybedebilir ama yatmaz.

Ancak bu konuda hem fikir olduğum Adnan Polat'ın 2006 yılından beri devam eden "Denizli'ye teşvik primi verdi" söylentilerine neden yanıt vermediğini merak ediyorum. 4 senedir ağzından bu kadar net bir inkar duyamadık. Deseydi ki "Galatasaray teşvik primi verdi diyenler salaktır", ben ve benim gibi düşünenlerin aklına kurt düşmeyecekti.

Belki teşvik primini veya hediyeleri zararlı görmüyordur başkan. Tabi bu da bir ihtimal. Zaten Türkiye'de çoğu iş hediyelerle yürüyor. Eğer böyle düşündüyse çıkıp açıklama yapmaması da normal.

17 Nisan 2010 Cumartesi

Bekliyorum Seni Dünya Kupası
























Bu yaz Güney Afrika'da düzenlenecek olan Dünya Kupası yaklaştıkça bir heyecan sarıyor içimi. Bunda en büyük sebeplerden biri şampiyonanın Afrika'da yapılacak olması, diğeri ise ilk izlediğim Dünya Kupası olan Fransa 98'e çok benzemesi.

Fransa 98'e benzetme sebeplerinden biri maçların saatleri. Yazın maçlar 13:30, 16:00 ve 20:30 civarlarında oynanacak. 98 Dünya Kupasında da yaklaşık olarak bu saatlerde oynanıyordu maçlar. O zaman 8 yaşındaydım ve odalara televizyon taşırdım maçları izleyebilmek için. Sanki yine öyle bir şampiyona izleyeceğim gibi bir his var içimde. Tabi ki bu beni mutlu ediyor.

Fransa 98'e benzetmemin diğer sebebi ise oynayacak takımların çeşitli olması. Fransa'da Şili, Jamaica, Fas, İskoçya, Bulgaristan gibi nispeten daha değişik ülkeler vardı. Bu turnuvada da öyle. Slovenya, Slovakya, Cezayir, Yeni Zelanda gibi takımlar var.

Bilmiyorum bakış açım çok mu abartılı ama dünya kupasını beklememin en büyük nedenleri bunlar.

Ve Emenike















Karabükspor bu sezon çok sağlam bir çıkışla süper lige yükseldi. Sezon içinde de pek fazla iniş çıkış yaşamadılar. Eğer bu istikrarla devam ederlerse, yeni yapılacak stadyumları ile birlikte Turkcell Süper Lige renk katacaklar.

Karabük'ün bu çıkışında etkili olan en önemli faktörler tecrübeli oyuncuları ve Emenike. Özellikle genç forvet Emenike çok büyük işler yaptı bu sezon. Attığı güzel gollerin yanında topun ayağına da yakıştığını gördük. Yalnız Nijeryalı futbolcu hakkında çok fazla video dolaşmaya başladı. Kendisiyle çok fazla röportaj yapılmaya başlandı. Umarım bu durum süper ligde futbolunda düşüş yaşamasına sebep olmaz.

Yalnız ben Emenike'yi çok fazla Bruno'ya benzetiyorum. Bruno'da geçen sezon Bank Asya'da, Ordu formasıyla coşmuştu. İnternette, televizyonlarda, gazetelerde her yerde Bruno haberi çıkıyordu. Hatta geçen sezonun devre arasında Fenerbahçe'nin ilgilendiği yazılmıştı. Fakat daha sonra haberlerin aslı çıkmadı ve 88 doğumlu Bruno Flamengo'ya geri döndü.

İnşallah Emenike'de aynı şeyi yaşamayız da ligimizden önemli bir yıldız çıkar. İleride Geremi gibi, Lima gibi daha büyük takımlara transfer olmasını isterim açıkçası.

16 Nisan 2010 Cuma

Aslında Bu Kadar Zor Değil Bence


Ben inanmıyorum ki bir Türkiye Kupası final maçının oynanacağı şehrin ve stadın belirlenmesi bu kadar zor olsun. 81 il ve en az 10 kaliteli stat içinden maçın oynanacağı stadı seçemedik ve hala şiddetle tartışıyoruz. Biz tartışırken de tarih durmuyor tabi. İşte bugün ayın 16'sı. 20 gün sonra final oynanacak ama nerede? Kimse öğrencileri düşünmüyor, kimse işinden izin alacakları düşünmüyor. Sürekli bir söylenti. Yok Urfa'da, olmadı Olimpiyat'ta, İzmir'de neden olmasın, Adana'nın suyu mu çıktı falan filan.

Yani kaç ülkede derbi haftası bu konu tartışılır gerçekten merak ediyorum. FIFA, UEFA ve diğer ulusal federasyonlar gibi şu işi sene başında halletsek olmaz mı? Sene başında "bu sezon Türkiye Kupası final maçı Trabzon'da oynanacak" denilseydi ve 5 Mayıs'ta Trabzon-Fenerbahçe maçı Trabzon'da oynansaydı kim itiraz edebilecekti? Ya da tam tersi olsaydı.

Aslında bu tür olaylar daha net gösteriyor ki biz tam olarak büyüyememişiz. Özerk oldum diye bağıran Türkiye Futbol Federasyonu özerk bir kurum gibi davranmamaya devam ediyor. Alınan bütün kararlarda eyyamcılık yapıldığı alenen görülüyor. Bu sezon artık geçti ama umarım yeni sezonda futbolumuz daha bilinçli bir federasyon tarafından yönetilir. Artık tecrübe kazanma süreci çoktan geçti.

9 Nisan 2010 Cuma

Agora Fenerium Resmi Olarak Açılıyor




Geçtiğimiz günlerde yeni konseptle birlikte açılan Fenerium Agora mağazasının 12 Nisan Pazartesi günü, saat 17:30'da resmi olarak açılacağı duyuruldu. Manisa maçı arefesi olduğu için de teknik kadro ve futbolcularda açılış için İzmir'de olacaklar. Hem yenilenmiş Fenerium mağazasını incelemek için hem de takımımıza olan hasretimizi dindirmek için iyi bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Umarım Fenerbahçe taraftarı Agora'yı da stadyuma çevirir.

Resimler resmi siteden.

2 Nisan 2010 Cuma

Allah Yardımcınız Olsun Sarı Melekler



















Buraya kadar tarih yazarak geldiler. Maç kaybetmeyi bırakalım, neredeyse set bile vermediler rakiplerine. Hem Türkiye hem Avrupa derken yoruldular ama yorgunlukları yüzlerine veya oyunlarına yansımadı hiç. Kariyer, tecrübe, yetenek, hırs hepsi vardı bu takımda.

Artık yolun sonuna geldiler ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu için Fransa'dalar. Yarın rakip dörtlü finale ev sahipliği yapan Cannes. Tabi ki Fenerbahçe Acıbadem Cannes takımını da devirecek ve finale yükselecek.

En sonunda da Kaptan Çiğdem, Gamova, Nati ve diğer oyuncular Bağdat caddesinde turlarını atacaklar. Zaten bize kalan tek şey de Bağdat Caddesi'ni kızlar için şenlik alanına çevirmek.

Bu arada maç Yarın (Cumartesi) saat 17:00'de TRT 3'den yayınlanacak. Final maçı ise Pazar günü 18:30'da. Yani Fenerbahçe - Kayserispor maçıyla aynı saatte. Fenerbahçe taraftarının çifte sevinç yaşaması tabi ki en büyük dileğim.