21 Mart 2010 Pazar

Onlar Da Bizim Gibilermiş




















Yıllardır Galatasaray veya Fenerbahçe'den biri puan kaybederse akabinde diğertakımda puan kaybediyor. Özellikle son iki sezonda bu durum tavan yaptı. Fenerbahçe kaybediyor, Galatasaray'da arkasından kaybediyor, Galatasaray berabere kalıyor, Fenerbahçe'de arkasından berabere kalıyor.

Hatta zaman zaman bu durum bizim komplo teoricilerine fırsat tanıyor. Hemen başlıyorlar, "kardeşim bu lig temiz değil", "şike var şike" tarzı muhabbetlere. Şaka maka bende bazen "acaba" diyorum kendi kendime. Ama çabuk atlatıyorum bu şoku

Neyse ki bugün Milan maçından sonra içime sular serpildi. Kazansa liderliği İnter'den alacak olan Milan, kendi sahasında Napoli ile 1-1 berabere kaldı. Dün gecede İnter Palermo ile aynı skorla berabere kalmıştı.

Demek ki bizim ligde bir sorun yokmuş. Komplo teorileri boşaymış.


Bu arada yazınca aklıma kurt düştü. Şikenin en fazla su yüzüne çıktığı ligler İtalya ligleri. Yoksa biz mi onlar gibiyiz?

19 Mart 2010 Cuma

Artık Top Star'da





















Kura çekiminden sonra iki eşleşme daha fazla dikkat çekti. Bunlar tabi ki Bayern Münih - Manchester United ve Arsenal - Barcelona maçları.

Bayern Münih ve Manchester United arasında şu sıralar güç farkı olduğu düşünülse de eski hesaplardan dolayı ilginç iki maç izleyeceğiz bana göre. Bayern Münih dramatik finalin rövanşını mutlaka almak isteyecek ama Manu'nun hedefi de Madrid'e bilet almak.

Arsenal için ise pek iyi bir kura olmadı bu. Özellikle CSKA, Bordeaux ve Lyon gibi nispeten daha kolay takmlar varken Barcelona'yı çekmek onlar için gerçekten şansızlık. Ancak ne olursa olsun Arsenal iyi ve tecrübeli bir takım. Turu atlayamasalar bile Barcelona'yı zorlayacaklardır.

Diğer iki eşleşmeden biri Fransızları sevindirecek bir eşleşme. Bourdeaux veya Lyon'dan biri yarı finale çıkacak. Yani Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Fransızlar mutlaka olacak. Bu eşleşmenin diğer ilginç yönü ise Fransa Ligi'nde yaşanan çekişmenin Şampiyonlar Ligi'ne de sıçrayacak olması.

Bir diğer eşleşme ise İnter ve CSKA arasında. Son olarak iki takım Fenerbahçe'nin çeyrek final oynadığı sezon aynı grupta mücadele etmişlerdi. Aradan 2 sene geçmesine rağmen kadroları oldukça değişti. İnter Mourinho, tevrübe ve kadro faktörleriyle elbette daha önde.

Bu arada başlıktan da anlaşılacağı gibi bu kadar güzel maç arasında seçim yapması gereken ve bize bu maçları ulaştırması gereken Star TV'ye büyük iş düşüyor. Umarım D-Smart üzerinden para kazanmak uğruna, bizi mağdur etmezler. Çünkü bu ülkede herkes D-Smart, Digitürk alacak kadar gelir düzeyine sahip değil. O yüzden insanları futboldan soğutmamak adına Şampiyonlar Ligi gibi bir organizasyonun açık kanaldan yayınlanması çok önemli.

14 Mart 2010 Pazar

Büyük Olduklarını Anlayamadılar















Fenerbahçe son haftalarda oyun olarak dökülüyor. Geçen hafta galip geldiler ama ortada futbol adına yine bir hiç vardı sahada. İnanılmaz bir pozisyon sıkıntısı var. Daum'un ilk dönemini hatırlıyorum da durum 3-0 olsa bile takım daha fazla gol atmak için çırpınırdı. Şimdi ise sadece Alex'in ayağına bakıyor takım. Genelde 0-0 devam eden maçlarda dahi geriye çekiliyorlar.

Bu da -bence- geçmiş dönemde kerametin Daum'da olmadığını gösteriyor. Demek ki Hooijdonk, Tuncay, Appiah, Luciano gibi hırslı ve yetenekli futbolcular olmasaydı, o dönemde de Fenerbahçe 0-0'a abone olacaktı. İddaa tabiriyle her maç 2,5 altı bitecekti.

Öyleyse bu bize şimdilerde tek suçlunun Daum olmadığını gösteriyor. Eski maceradaki başarılarda kendisine ne kadar az pay düştüyse, şimdiki maceradaki başarısızlıkta da o kadar pay düşüyor Daum'a.

Demek istediğim asıl suçlu Daum değil, futbolculardır. 2003-2004 ve 2004-2005 sezonlarında Daum'a rağmen şampiyon olan futbolculardaki hırsın yarısı yok şu an ki Fenerbahçe futbolcularında. Eğer o hırs olsaydı, eskiye nazaran daha düşük puanlarla şampiyon olunan ligimizde en yakın rakiperine 9 puan fark atarlardı.

10 Mart 2010 Çarşamba

Bendtner'e Bak Hele


















Arsenal'in Danimarkalı pivot santroforu Bendtner dün gece Porto maçında coştu ve beni de hayretler içerisinde bıraktı. Normalde her maç dalga geçtiğim bu adam Porto'ya 3 gol atarak, bana ve sevmeyenlerine gözdağı verdi. Şaka bir yana her maç bu şekilde oynasa zaten sevmeme gibi bir durumumuz da olamaz. Sonuçta Danimarka'da kendisiyle paylaşamadığımız bir tarlamız yok.

Bendtner gibi iki oyuncu daha var, bana göre biraz şişirilen. Biri Man. United'lı Anderson diğeri ise Milan'lı Thiago Silva. Bu gece ikisi kapışacaklar, bakalım bu ikiliden hangisi parlayacak?

6 Mart 2010 Cumartesi

Az Geri Dur Teknoloji
















"Futbol hatalar oyunudur" lafından bıkan ve artık bu oyunun hatasız oynanması gerektiğine inanan insanlar var günümüzde. Halbuki onlar futbolu severken, futbol hatalar oyunuydu. Hiçbir zaman hatasız oynanmadı futbol ve oynanmamalı bana göre. Yok kale çizgilerine çip takalım, yok topa çip takalım, yok hakem sayısını arttıralım, yok ofsaytı kaldıralım tarzı havada söylemlerden de nefret ederim. Zaten gereğinden fazla endüstriyel olan bir oyun haline gelen futbolu, bir de hatasız hale getirirsek eminim ki hiçbir cazibesi kalmayacak o muhteşem oyunun.

Esasında bende kızıyorum bazen lehimize yanlış karar verildiğinde ama yine de "futbolda bunlar olacak" diyorum içimden. Çünkü ben böyle sevdim futbolu. Yarım metre içeriden çıkarılan topa "gol değil" diyen hakemleri gördük. Bir kaç metrelik ofsaytları görmeyen hakemleri gördük. Gördük ve onlarla birlikte sevdik.

Nihayetinde bugün IFAB yani Uluslarası Futbol Birliği Kurulu verdiği kararla kale çizgilerine çip yerleştirme önerisini reddetti ve teknolojiye en azından bir süre daha dur dedi. Umuyorum ki bu süre biraz uzundur.

Geçmiş Olsun Owen




















Michael Owen benim çocukluğumun kahramanıdır. İlk olarak Fransa 98'de parlamıştı. O zamanlar Owen 18 ben ise 8 yaşındaydım, Owen ilk kez bir dünya kupasında oynuyordu, ben ise ilk kez bir dünya kupası izliyordum. Nitekim Arjantin maçında sonradan oyuna girerek oynadığı futbol Owen'a hayran olmamı sağlamıştı. Tabi bunda penaltı atışları sırasında babamın "çok genç, heyecanlı atamaz bu çocuk penaltıyı" demesine penaltıyı gole çevirerek cevap vermiş olmasının da payı çok büyük. Öyle bir hayranlık ki en kötü zamanlarında bile Fenerbahçe'de oynamasını en çok istediğim oyunculardan biriydi ve hala da öyle. Hafta arasında Aston Villa maçında sakatlanması da bu isteğimi değiştirmedi. Ama sezonu kapatmasına ve onu 2010 G. Afrika'da seyredememe olasılığıma çok üzüldüm. Tekrar geçmiş olsun Michael Owen. İnşallah seni Afrika'da sahada görebiliriz.

Diyarbakır'da Gergin Gün


















Yaklaşık 2 saat sonra Diyarbakır'da Diyabakırspor-Bursaspor maçı oynanacak ama kimse maçın skoruyla veya oynanacak oyunla ilgilenmiyor şimdilik. İlk yarıda Bursa'da oynanan maçta çıkan olaylardan sonra, Diyabakırlı'lar kendilerini bilemeye başlamışlardı. Görüyoruz ki maç saati yaklaştıkça da hem sanal ortamda hem de Diyarbakır'da gerginlik iyice hissedilmeye başlandı. Olay çıkmamasını ummak pek gerçekçi değil ama umarım bu olaylar beklenildiği kadar yüksek zararlara yol açmaz.