15 Ekim 2010 Cuma

Yozlaşmaya Katılan Spor Medyası

Türkiye'de hemen hemen her sektörde "alaylı mı, okullu mu" tartışması yapılır. Özellikle okulu olmasına rağmen, kapıları herkese açık olan sektörlerde bu tartışma hiç bitmez. Bir zamanlar bu konunun en çok konuşulduğu sektör "oyunculuk" sektörüydü. Genel düşünce okullu olsun veya olmasın yetenekli olanın bu işi yapması gerektiği yönündeydi.

Şimdi ise bu konu özellikle spor medyasında tartışılmalı. Hele ki bazı spor yazarlarının, futbolcuların yatak odalarına girmeye başlamalarıyla birlikte bu tartışma daha da hızlanmalı.

Spor basınına baktığımızda 3 tip yorumcu profili var.

1- İşlerini düzgünce yapan, konuşmaları ve üslubu yerinde olan ve genelde programları sunan kişiler.

2- Genelde sakin şekilde maçları yorumlayan, sadece ülke futbolu hakkında değil de dünya futbolu hakkında tartışabilecekleri olan yeni nesil spor yazarları.

3- Reytingi en bol olan, ağzından her an küfür veya hakaret çıkarma potansiyeli olan, karşısındakine saçma sapan suçlamalarla ekranda tutunmaya çalışan 40-60 yaş arası spor yazarlarıdır.

Baktığımızda 3. tip yazarların en büyük ortak özellikleri ise bu kişilerin ya eski futbolcu ya da eski hakem olmalarıdır.

Biri karşısındaki adamın "ebesiyle" ilgilenir, diğeri telefona bağlanan kaleciyi "maç satma şerefsizliğiyle" suçlar, diğeri "atacak gol kaldı mı" diye sorar, öteki okyanus ötesinden gelen Nobre'nin oyununu "ince bir küfürle" yargılar. Sadece 4 tane küçük örnek bunlar. Birini eski bir kaleci söylüyor, diğer ikisini eski hakemler, sonuncusunu ise eski bir forvet.

Maalesef artık bunlar ciddi olarak futbola zarar vermeye başladılar. Üç kuruşluk bilgisiyle koltuğuna yayılarak "sıkıntı var" demek sorun değilmiş gibi gözükse de bunlar spor basınını çok fazla yozlaştırdı. Dünya futbolu hakkında bildiği İniesta ve Xavi'den ibaret olan insanlar sadece eski futbolcu oldukları için el üstünde tutuldular.

Mesela İlker Yasin yıllardır eleştirilir. Bana göre de kötü maç anlatır. Fakat bu adamın kişiliğine hiçbir sözüm olamaz. Yıllardır bir kere karşısındakine suçlama yaptığını veya küfür ettiğini duymadım. Yeni nesil yazar, radyocu, televizyonculardan Ali Ece'nin bir kere kötü hareketine rastlamadım, aynı şekilde Mert Aydın'ın, Ogan Tarhan'ın veya Uğur Meleke'nin.

Tabi gecenin bir vakti büyük bir kanalın bu bilgili isimler yerine "diğerlerini" kullanmasının tek sebebi de reyting denilen saçma sapan şey. Reyting, reklam gelirleri ve kavga-küfür izlemeyi seven insanlar eşliğinde spor basınındaki yozlaşmada devam edecek. Bugün Arda'nın uçkuruna, yarın başkasınınkine laf söylenecek.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder